İyiliğin Işığı Konferansı
Eğitime Işıklı Başlangıç Konferansları’nın dördüncüsü “İyiliğin Işığı” temasıyla gerçekleştirildi.
FMV Işık Okulları “İyiliğin Işığı” ile Yeni Eğitim Öğretim Yılına Başladı
Feyziye Mektepleri Vakfı Eğitim Kurumları Direktörlüğü tarafından düzenlenen “Eğitime Işıklı Başlangıç Konferansları”, yeni eğitim öğretim yılı öncesinde tüm Işıklı öğretmenleri “İyiliğin Işığı” temasıyla bir araya getirdi. Öğretmenin iyi olma halinin bireysel bir sorumluluğun ötesinde ele alındığı konferansta; mesleğin anlamından okul kültürüne, zihinsel ve duygusal dengeden yapay zekânın öğretmenlik deneyimine etkilerine kadar farklı başlıklar, uzman konuşmacılarla değerlendirildi.
FMV Eğitim Kurumları Direktörlüğünün yeni eğitim öğretim yılına öğretmenlerle birlikte düşünerek başlamak amacıyla düzenlediği “Eğitime Işıklı Başlangıç Konferansları”nın dördüncüsü, 1 Eylül 2026 tarihinde FMV Işık Okulları Florya Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi.
“Öğretmenden başlayan iyilik, geleceğe yayılan ışık” yaklaşımıyla gerçekleştirilen “İyiliğin Işığı” konferansında öğretmenin iyi olma hali yalnızca kişinin kendisini iyi hissetmesi üzerinden değerlendirilmedi. Öğretmenin mesleki ve kişisel var oluşu, öğretmenlerden beklenenler, kurumların sorumluluğu, meslekte anlam arayışı, zihinsel ve duygusal denge ile teknolojinin öğretmenlik üzerindeki etkileri gün boyunca farklı disiplinlerden konuşmacıların katkılarıyla tartışıldı.
Konferans, FMV Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve FMV Işık Spor Kulübü Başkanı Zeynep Sezerman’ın yeni eğitim öğretim yılına ilişkin görüş ve düşüncelerinin katılımcılarla paylaşılmasıyla başladı. Sezerman’ın iletisinde, öğretmenin iyi olma halinin eğitim ortamının niteliği ve okul kültürü açısından taşıdığı öneme dikkat çekilerek FMV Işık Okullarında bu yönde yapılan çalışmalardan bahsedildi.
Öğretmenin iyi olması yalnızca öğretmenin sorumluluğu mu?
Konferansın dikkat çeken konuşmacılarından yazar Yekta Kopan, kendi öğrencilik deneyimlerinden yola çıkarak öğretmenlik mesleğine yüklenen toplumsal rolleri ve beklentileri sorguladı. Öğretmenden her koşulda sabırlı, fedakâr, güçlü ve iyi olmasının beklenmesinin yarattığı baskıya dikkat çeken Kopan, öğretmenin de diğer bireyler gibi “iyi olmama hakkı” bulunduğunu vurguladı.
Öğretmenin çevrimdışı olma, merak etme, bilmediğini söyleme ve hata yaparak öğrenme alanının korunması gerektiğini belirten Kopan, eğitim kurumlarının öğretmenin iyi olma halini yalnızca bireysel bir sorumluluk olarak görmemesi gerektiğine dikkat çekerek konuşmasını “Senin iyi olman için biz ne yapabiliriz?” sorusuyla tamamladı.
Öğretmenin yeni sorumluluk alanı: Yapay zekâ
Konferansta en fazla ilgi gören başlıklardan biri de yapay zekânın eğitimde yarattığı dönüşüm ve bu dönüşümle birlikte öğretmenin değişen sorumlulukları oldu. Dr. Işıl Boy Ergül, “Bilişsel Teslimiyetten İç Dengeye: Öğretmenin Yapay Zekâ ile İş Birliği” başlıklı konuşmasında yapay zekâyı yalnızca yeni bir eğitim teknolojisi olarak değil, öğretmenin yeni sorumluluk alanlarından biri olarak ele aldı.
Öğretmenin rolünün teknolojiyi kullanmanın ötesine geçtiğini vurgulayan Ergül, yapay zekâ okuryazarlığının, eğitim süreçlerinin doğru yönetilmesi ve öğrencilerin bu alanda sağlıklı biçimde yönlendirilmesi açısından önem kazandığını belirtti. Öğretmenlerin yapay zekânın olanaklarını ve sınırlarını tanımasının geleceğin eğitiminde kritik bir rol oynayacağını ifade eden Ergül farklı yapay zekâ araçları üzerinden bu teknolojilerin eğitim süreçlerinde nasıl kullanılabileceğine ilişkin örnekler ve uygulama önerileri paylaştı.
İyi olma haline farklı pencerelerden baktılar
Konferansın diğer konuşmacıları da öğretmenin iyi olma halini farklı perspektiflerden ele aldı. Yönetici Koçu Esra Öztürk, “Öğretmenin İyi Olma Hali” başlıklı konuşmasında stres altında güçlenen “mükemmel ol”, “güçlü ol”, “hızlı ol” ve “çok çalış” gibi zorlayıcı iç seslerin etkilerine dikkat çekerek farkındalık ve zihin yönetiminin önemini vurguladı.
Prof. Dr. Oya Dağlar Macar, “Modern Dünyada Öğretmen Olmanın Anlamlılığı” başlıklı konuşmasında mutlu hayat ile anlamlı hayat arasındaki ayrıma odaklandı; değer yaratma, sorumluluk üstlenme ve kişinin içsel değerleriyle uyumlu yaşamasının anlamlı hayatın temel unsurları olduğunu belirterek öğretmenliğin anlam boyutunu ele aldı.
Danışman ve Eğitmen Nuray Ayaroğlu ise “Hayatı Kolaylaştırmak” başlıklı konuşmasında duygu, düşünce ve tepkilerin yönetimi üzerinden iyi olma halini değerlendirdi; düşünce biçimindeki değişimin yaşam deneyimi üzerindeki etkilerine dikkat çekti. “Öğretmenin iyi olma hali, okul kültürünün bir parçası”
Konferansın kapanış konuşmasını gerçekleştiren FMV Işık Okulları Kurucu Temsilcisi ve Eğitim Kurumları Direktörü Müge Yalım Alpan, öğretmenin iyi olma halinin bireysel bir iyi oluş meselesinin ötesinde, eğitim kalitesinin ve okul kültürünün temel unsurlarından biri olduğuna dikkat çekti. Alpan, öğretmenin kendisini güvende, değerli, desteklenmiş ve dinlenmiş hissettiği bir okul ortamının yalnızca öğretmenin mesleki motivasyonunu değil, öğrencilerin öğrenme deneyimini ve bütün okul iklimini de olumlu yönde etkilediğini vurguladı.
“İyiliğin Işığı” temasıyla gerçekleştirilen konferans, yeni eğitim öğretim yılına öğretmenin iyi olma halini merkeze alan bir yaklaşımla başlanmasına katkı sağlarken, iyi bir eğitim ortamının yalnızca öğrenciler için değil, öğretmenler için de güvenli, destekleyici ve güçlendirici bir okul kültürü gerektirdiği mesajını öne çıkardı.


